Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın: Ücret farklılığı ortadan kalkmalı
Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, kamu çalışanları arasındaki ücret dengesizliğine dikkat çekti. Yalçın, “Aynı işi yapan işçi ve memurlar arasındaki farkların giderilmesi için kamu personel sisteminin bütüncül biçimde ele alınması gerekir” dedi....

Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Ankara’da görev yapan basın kuruluşlarının temsilcileri ile bir araya geldi. MİA Haber İmtiyaz Sahibi, Birlik Haber Ajansı (BHA) Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Aksan ve BHA Genel Müdürü Muhammet Kaçar’ın da yer aldığı buluşmada çalışma hayatına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yalçın, kamu görevlileri ve emeklilerin yaşadığı ekonomik kayıplar, toplu sözleşme süreci, kamu personel sistemindeki yapısal sorunlar ve eğitim gündemine ilişkin konuştu.
Basın emekçilerinin kamu görevlilerinin sorunlarına dikkat çekmesinin son derece kıymetli olduğunu kaydeden Yalçın, “Basın emekçilerinin bu konuların üzerine eğilmesi hem bizler hem de kamu emekçileri için büyük bir değer taşıyor.” dedi. Ali Yalçın, eğitim çalışanlarının ücretlerinde meydana gelen kayıpları ve enflasyona yenilme tehlikesini giderecek iyileştirmelerin yapılması gerektiğini belirtti.
"ÖĞRETMEN AÇIĞI SORUNU DEVAM EDİYOR"
Norm kadro fazlası öğretmenlere rağmen öğretmen açığı sorununun devam ettiğini, ücretli öğretmen sayısının bunun en büyük kanıtı olduğunu vurgulayan Yalçın, eğitimin niteliğinin artırılmasının ve okullar/bölgeler arasındaki nitelik farkının kapatılmasının yolunun, okullarda boş ders kalmamasından geçtiğini söyledi. Yalçın, ihtiyaç olmasına rağmen yeterli atama yapılmadığını, yeterli aday bulunduğu hâlde atama yapılarak öğretmen açığının giderilemediğini dile getirdi.

"ÖĞRETMEN ATAMASI, İHTİYACI KARŞILAYACAK ŞEKİLDE YAPILMALI"
Sözleşmeli veya kadrolu öğretmenlerin ilk atamalarının neredeyse yüzde 90’ının ülkenin dezavantajlı bölgelerine yapılmasının, deneyimli öğretmenlerin büyükşehirlerde ve gelişmiş yerlerde yoğunlaşmasına sebebiyet verdiğine dikkati çeken Yalçın, “Bu durum, okullar arasında başarı farkına dönüşecek şekilde mesleki tecrübe ve bilgi birikiminin eğitim kurumları arasındaki dengeli ve adil dağılımını olumsuz etkilemektedir. Dezavantajlı bölgelerde tecrübeli öğretmenlerin çalışmasına yönelik teşviklerin sunulması, sosyal adaletin, fırsat ve imkân eşitliğinin bir gereğidir” şeklinde konuştu.
Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Eğitim çalışanlarına, zorunlu hizmet bölgelerinde görev yapmaları hâlinde illerin mahrumiyet durumlarına göre ilave özel hizmet tazminatı ödenmesi, hem bölgenin eğitim çalışanı açığının kapatılması hem de bölgenin zorluğuna göre eğitim çalışanlarının yaşadığı mağduriyeti gidermesi bakımından zaruret arz etmektedir. Nitekim 18. Millî Eğitim Şûrası’nda alınan ‘…zorunlu hizmet bölgelerinde çalışanlara zorunlu bölge hizmet tazminatı ödenmelidir…’ kararı ile Sayın Cumhurbaşkanının başbakanlık döneminde bu yöndeki açıklamaları gereği, zorunlu hizmet bölgelerinde istihdam edilen öğretmenlere, yerleşim alanlarının sosyal, ekonomik, kültürel ve ulaşım imkânları dikkate alınarak hizmet tazminatı verilmesi amacıyla ilgili mevzuatlarında gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.”
“ÖĞRENCİ GELİŞİM RAPORU KONUSU EĞİTİMİN GÜNDEMİNİ MEŞGUL ETTİ"
Velilere anlaşılır geri bildirim sunamayan, öğretmenleri ağır ve bürokratik yük altında bırakan, öğrencilerin gelişimini net ve ölçülebilir şekilde yansıtmaktan uzak olan Öğrenci Gelişim Raporu uygulamasının alanda karşılığı olmayan şekilci bir araçtan ibaret olduğunu ifade eden Yalçın, “Veliler için çözülmesi gereken bir bilmeceye dönüşen öğrenci gelişim raporları bürokratik bir veri girişi olmaktan çıkarılarak sadeleştirilmiş bir bildirim mekanizmasına dönüştürülmelidir.” diye konuştu.
“YENİ ATAMA YÖNETMELİĞİ EKSİK DÜZENLEMELER İÇERİYOR"
“Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği, uygulama ve mahkeme kararı kaynaklı bazı sorunlara çözüm getirse de öğretmenlerin beklentilerinin karşılanmasının önünde var olan sorunları ıskalayan, kalıcı çözümler getirmeyen eksik düzenlemeler de içermektedir.” diyen Yalçın, “Millî Eğitim Bakanlığı’nın çalışma zamanını eğitimden ziyade personel iş ve işlemlerine hasretmek zorunda kalmasının sebebi, sürdürülebilir bir atama ve yer değiştirme politikası geliştirememiş olmasıdır. Günümüzün bilgi teknolojileri sayesinde tüm atama ve yer değişikliği süreçlerinin hızlı ve güvenilir bir şekilde yürütülmesi imkân dâhilindedir. Bakanlık, norm kadro esaslarının bölge/okul bazlı esnek hâle getirilmesi, kariyer basamaklarında pozitif ayrımcılık gibi uygulamaları bir arada yürütmek suretiyle esnek çözümler geliştirmelidir” ifadelerini kullandı.
“MAĞDURİYETLER YAŞANIYOR"
Ali Yalçın, norm kadro fazlası öğretmen sorununun kökeninin geçmiş yıllardaki yanlış uygulamalara ve personel politikalarının günübirlik oluşturulmasına dayalı hatalı kararlara dayandığını kaydederek, şunları söyledi: “Norm kadro fazlası öğretmenler, sahadaki gerçekliği görmeden kaleme alınan mevzuatın kurbanlarıdır. Kilometrelerce ötedeki okullara ve ilçelere resen atanan öğretmenlerin bu mesafede seyahat etmelerinin hem zaman hem de maliyet bakımından ağır bir yük oluşturacağı, ulaşım süresinin uzunluğu nedeniyle aile hayatının sekteye uğrayacağı ve bu durumun aile birliğini fiilen zedeleyeceği unutulmamalıdır.”


"HAKEM SİSTEMİ SORUN ÜRETİYOR"
4688 sayılı Kanun’un ciddi yapısal sorunlar barındırdığına işaret eden Yalçın, imzalanan bazı hükümlerin uygulanmadığını, bazılarının ise sonradan engellendiğini dile getirerek, hakem kurulunun geçmiş kayıplar net şekilde ortaya konulmasına rağmen sorumluluk almaktan kaçındığını kaydetti. Yalçın, “Bu belirsizlik ve ciddiyetsizlik sürdürülemez. İşçiye gelince engellenemeyen haklar, memura gelince neden değişiyor” diye konuştu.
3600 ek göstergenin kapsamının genişletilmesi gerektiğinin altını çizen Yalçın, bu düzenlemenin emekli ve çalışan dâhil yaklaşık 480 bin memuru ve emeklisini kapsadığını ve emekli maaşında ciddi artış sağladığını hatırlatarak, seyyanen zamların emeklilere yansıtılmamasının aylık büyük kayıplara yol açtığını dile getirdi.
"ÜCRETLERDE REFORM ŞART"
Memuriyete girişten emekliliğe kadar kamu personel sisteminin bütüncül biçimde ele alındığını ifade eden Yalçın, sistemin ülkenin hızını kesen katı yapılardan arındırılması gerektiğini, Aile Yılı kapsamında somut ve kalıcı teşviklerin hayata geçirilmediğini, özellikle kadın kamu görevlileri için sundukları tekliflerin karşılık bulmadığını bildirdi. Doğum oranlarının yüzde 1,48’e gerilediğine dikkat çeken Yalçın, nüfusun korunmasına yönelik gerçekçi politikalara ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Eğitim çalışanlarının ücretleri konusunda tıpkı memur maaşlarında olduğu gibi bir beklenti bulunduğunu belirten Yalçın, şu ifadeleri kullandı:
“Haklı taleplerimiz görmezden gelinerek verilen hakem kurulu zamlarıyla belirlenen maaş/ücretler, emekli ikramiyeleri, emekli aylıkları piyasa gerçeklerinin altında kalarak enflasyon karşısında erimiş ve eğitim çalışanlarını, kamu görevlilerini süregelen bir geçim sıkıntısına mahkûm etmiştir. Eğitim çalışanlarının maaşlarında/ücretlerinde meydana gelen kayıpları ve enflasyona yenilme tehlikesini giderecek mahiyette iyileştirme yapılmalıdır.”
“AMACIMIZ HAKLARI KORUMAK"
Basın mensuplarının sorularını da cevaplayan Ali Yalçın, soru-cevap bölümünde, hakem kurulu sürecine ilişkin bir soru üzerine, mevcut toplu sözleşme ve hakem sisteminde ciddi mevzuat boşlukları bulunduğunu vurguladı. 4688 sayılı kanunun ihtiyaçlara cevap veremediğini ifade eden Yalçın, memur sendikacılığında uzlaşılan ve uzlaşılamayan hususların sağlıklı şekilde kayıt altına alınamamasının, kazanımların hakem sürecinde yok sayılmasına yol açtığını belirtti. Hakem sisteminin yapısal sorunlar barındırdığını belirten Yalçın, “Biz hakeme güvenmediğimizi açıkça ifade ettik, çarpıklığa dikkat çektik. Ancak masada uzlaşılan maddelerin güvence altına alınabilmesi için hakeme gidilmesi zorunluluğu doğdu. Buna rağmen hakem kararlarına imza atmadık. Amacımız eleştirmek değil, sistemi geliştirmek ve kamu görevlilerinin hakkını koruyacak bir mevzuat zemini oluşturmaktır” şeklinde konuştu.
Basın mensuplarının 3600 ek gösterge, seyyanen zam ve emeklilikte yaşanan kayıplara ilişkin sorularını da yanıtlayan Yalçın, birinci dereceye 3600 ek gösterge verilmesinin emekli ve görevdeki yaklaşık 480 bin kamu görevlisini ve emeklisini doğrudan ilgilendirdiğini, emekli maaşlarında ise yaklaşık 8 bin liralık artış anlamına geldiğini söyledi. Seyyanen zammın emekliliğe yansıtılmamasının görev aylığı ile emekli aylığı arasındaki dengeyi bozduğunu kaydeden Yalçın, “Bugün görevdeyken alınan ücretlerin önemli bir kısmı emekliliğe esas değil. Bu durum, çalışanla emekli arasındaki bağı koparıyor. Tüm gelirlerin emekliliğe dâhil edilmesi gerekir. Aksi hâlde bu makas daha da açılacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Kaynak:

HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.