Bir Hikâyenin Düzeltilmiş Hâli: Feke’de Gerçek Ne Anlatıyor?
...
Feke’den gelen o çarpıcı hikâye, bir gazinin satmak zorunda kaldığı araç, bir kaymakamın devreye girmesi.
Ve kamuoyuna yansıyan o güçlü görüntü: “Devlet satın aldı, gaziye verdi.”
Bu haber çok sayıda paylaşımın konusu oldu, basında yer buldu. Kaymakam Feyza Yılmaz’a habere konu olan olay nedeniyle övgüler dizildi, çok sayıda güzelleme içeren paylaşımlar yapıldı.
Yapılan övgüler ve güzellemeler devam ederken, Feke Kaymakamlığı’nın sosyal medya hesabından konuya dair yapılan açıklamada Kaymakam Feyza Yılmaz, kendisine yönelik övgü ve güzellemeleri elinin tersiyle iterek, gazinin aracını ben almadım dedi.
Kaymakamlığın açıklamasında şu ifadeler yer aldı. “Söz konusu araç, gazimiz tarafından 19 Haziran 2023 tarihinde satılmıştır. 29 Ekim 2025 tarihinde gazimizin hanesine gerçekleştirilen ziyaret sırasında, aracını satmış olduğundan ve kendisi açısından taşıdığı manevi değerden haberdar olunmuş; “ilk göz ağrım” şeklindeki ifadesi dikkate alınarak gerekli çalışmalar başlatılmıştır. Bu kapsamda araç, yapılan araştırmalar neticesinde bulunmuş ve 5 Aralık 2025 tarihinde satın alınarak gazimize hediye edilmiştir. Aracın satın alma bedeli ise; İlçe Kaymakamımızın ricası üzerine, Adana Tesbihçiler Çarşısı esnafları tarafından kendi aralarında toplanan katkılarla karşılanmıştır.”
Şimdi bu hikâyenin perdesi biraz daha aralanıyor.
Kaymakamlık açıklaması diyor ki: Araç aslında 2023’te satılmış. 2025’te yapılan bir ziyarette durum fark ediliyor. Araç bulunuyor, satın alınıyor ve hediye ediliyor. Ama parayı kaymakam değil, Adana Tesbihçiler Çarşısı esnafı ödüyor.
Yani ilk anlatı ile gerçek arasında ince ama önemli bir fark var. İlk haberlerde kurulan cümle basitti: “Kaymakam arabayı aldı, gaziye verdi.”
Gerçekte olan ise daha karmaşık ama daha öğretici: Kaymakam süreci başlatıyor, devlet organize ediyor, esnaf finanse ediyor. Bu fark küçük gibi görünür ama değildir. Çünkü burada değişen şey sadece detay değil, hikâyenin sahibi.
Bu olay aynı zamanda bir iletişim vakasıdır. İlk çıkan haber: duygusal, sade, çarpıcı.
Sonraki açıklama: teknik, detaylı, düzeltici.
Ve çoğu zaman şu olur. İlk hikâye akılda kalır, düzeltme dipte kalır. Bu yüzden kamu yönetiminde sadece doğru yapmak yetmez, doğru anlatmak da gerekir. Kaymakamlığın açıklaması bu olayı küçültmedi. Aksine derinleştirdi. Çünkü artık elimizde daha gerçek bir tablo var.
Türkiye’de kamu yöneticilerinin yaptığı iyilikler ya bireyseldir ya da görüntüdedir. Feke Kaymakamı Feyza Yılmaz’ın yaptığı bunların dışında üçüncü bir yol olarak örgütlenmiş iyilik kategorisindedir. Bu “devlet aklı” dediğimiz şeyin sahadaki karşılığıdır. Kaynağı kendin üretmezsin, toplumu harekete geçirirsin.
Bu olay, klasik anlamda kurumsal bir politika uygulamasından ziyade, kaymakamın kişisel duyarlılığıyla şekillenmiş görünüyor. Türkiye’de mülki idare amirlerinin sahadaki rolü düşünüldüğünde bu tür bireysel müdahaleler yeni değil.
Bu olay özelinde cevabı eksik şu soruyu da not düşelim. Bir gazinin “ilk göz ağrım” dediği aracını satmak zorunda kalması ve o araca yeniden kavuşması için neden bir kampanya gerekiyor?
Bu hikâyenin gerçek kahramanları arasında Adana Tesbihçiler Çarşısı esnafı yer alıyor. Bu olayda para veren değil, sorumluluk alan bir toplum var. Bu tür örnekler şunu gösteriyor: Devlet tek başına güçlü değildir, toplumla birlikte güçlenir. Esnafın sürece dahil edilmesi, olayın ekonomik boyutundan çok toplumsal boyutunu büyütüyor.
Kaymakam bu olayda görünmeyen ama yön veren bir merkez olarak devlet ve toplum ilişkisini güçlendiren bir çerçeve kurmuş, klasik anlamda yönetimin özüne uygun davranarak kendisinden bir talep olmadığı halde sorunu tespit etmiş, kaynakları mobilize ederek, toplumu organize etmek suretiyle hızlı bir çözüm üretmiştir. Bu durum bir mevzuat uygulamanın ötesinde yerel liderlik örneğidir.
Toplumu daha büyük ölçekteki sorunların çözümünün bir parçası haline getirmenin en çarpıcı örnekleri arasında merhum Vali Recep Yazıcıoğlu’nun kaymakamlığı ve valiliği dönemlerindeki okul, sağlık ocağı, köprü vb. yatırımlarda halk kaynağına başvurması gösterilebilir.
Bu örneklerin en önemli riski ise eğer çözüm kişisel inisiyatifle sınırlı kalırsa, aynı durumdaki kişiler için sürdürülebilir bir model oluşmaz.
Ve bazen bir kaymakamın başarısı, imza attığı yazılarda değil, kurduğu sofralarda ölçülür.

YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.