Cumhurbaşkanı da valileri uyardı
...
Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde valilerle bir araya geldiği buluşmada ne bağırdı ne ima etti, doğrudan söyledi; “Beğeni almak, etkileşimi artırmak gibi sebeplerle bu mecralarda (sosyal medya) ölçünün zaman zaman kaçtığına şahit oluyoruz. Devletimizin ciddiyetine yakışmayan sahneler ortaya çıkmakta.”
Bu cümle, aslında bir serzenişten çok bir hatırlatmaydı. Devletin hafızası vardır ama aynı zamanda bir ağırlığı da vardır. Devletin o ağırlığı, her zeminde taşınmaz.
Benzer bir meseleyi geçtiğimiz aralık ayında, “Devletin Ağırlığı, Sosyal Medyanın Hafifliğine Dayanır mı” başlıklı yazıda anlatmaya çalışmıştım. Yazı yayımlandıktan sonra ilginç bir şey oldu. Özellikle tecrübeli valilerden gelen sessiz destek, mülki idarenin kendi içinde de bu durumdan rahatsız olan ciddi bir damar bulunduğunu gösterdi. Demek ki mesele, birkaç gözlemden ibaret değildi. Bir hissiyatın dışa vurumuydu.
Şimdi aynı konu, Cumhurbaşkanı düzeyinde dile getiriliyorsa, mesele artık kişisel gözlem olmaktan çıkmış, kurumsal bir rahatsızlığa dönüşmüş demektir.
Cumhurbaşkanı’nın “Devletimizin ciddiyetine yakışmayan sahneler ortaya çıkmakta” cümlesi aslında eksik bile sayılır. Çünkü bazen insan, o görüntülere bakınca şu soruyu sormadan edemiyor: Bu kare, devleti mi temsil ediyor, yoksa bir sosyal medya hesabını mı?
Halka yakın olmak başka bir şeydir. Devleti hafifletmek başka bir şey. Bu çizgi ince değil aslında. Gayet nettir. Ama bazen, beğeni sayısı arttıkça o çizgi gözden kayboluyor. Mülki idare laubaliliğin kolundan tutmaz. Devleti temsil makamı, etkileşim yarışına girmez.
Tam da bu tartışmaların ortasında, Erzincan’ın Tercan ilçesinde görev yapan Kaymakam Neslihan Duman bir şemsiye görüntüsü üzerinden ülke gündemine oturdu.
Şunu baştan söyleyelim. Hiç kimse kimsenin ayakkabısının bekçisi değildir. Hiç kimse kimsenin şemsiyesini taşımak zorunda da değildir. Gerekli ve zorunlu durumlarda devleti temsil makamında olanların her türlü koşulda korunması da elzemdir, buna şemsiye de dahildir.
Devlet geleneği, kişisel konfor üzerine kurulmaz. Bu kadar açık.
Ama burada asıl dikkat edilmesi gereken başka bir şey var. Kaymakamın yaptığı açıklama. Bugünlerde alışık olmadığımız bir üslup vardı o açıklamada. Kaçmak yoktu. Saklanmak yoktu. Suçu görünmez yerlere havale etmek yoktu. Gayet sade bir cümle kurdu:
“Görüntünün oluşturduğu izlenimin sorumluluğunu üzerimde görüyorum.”
Bu cümle küçük görünebilir. Ama devlet geleneğinde büyük bir karşılığı vardır. Çünkü sorumluluk almak, makamın en eski terbiyesidir. Uzun zamandır karşımıza çıkmayan bir naiflikle tüm linç girişimlerine karşı kaymakamın cevabı ve cevap tarzı çok değerlidir.
Bugün sosyal medyada asıl mesele çoğu zaman olayın kendisi değil, linç ihtiyacıdır. Bir görüntü bulunur, büyütülür, tekrar tekrar servis edilir. Sonra o görüntünün üzerinde bir öfke inşa edilir. O öfke, çoğu zaman hakikatten daha hızlı yayılır.
Oysa devlet terbiyesi, hatayı büyütmekten değil, hatadan ders çıkarmaktan beslenir.
Cumhurbaşkanı’nın uyarısı bu yüzden önemlidir. Bu bir yasak çağrısı değildir. Bu, bir ölçü çağrısıdır. Çünkü devlet dediğin şey, kendini sürekli anlatmaz. Kendini sürekli göstermez. Gerektiğinde görünür, gerektiğinde geri çekilir.
Devletin ağırlığı, görünürlüğünden değil; duruşundan gelir. Devlet kalıcıdır. Kalıcı olan, geçici olan sosyal medyanın diline teslim olmaz.
Yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi valiler buluşmasından özellikle uyuşturucu, sanal bahis, suç örgütleri ile mücadele kararlılığını dillendirdi. Görünürde sadece asayiş ağırlık bir yol haritası çizilmiş gibi olsa da ifade edilen başlıklar sadece asayiş sorunu olarak ele alınıp çözülecek konular gibi durmuyor. Bu çerçevede sanırım mülki idare önümüzdeki günlerde daha çok alanda olacak gibi bir izlenim edindim.

YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.