Sahada Görmek Yetmez, Çözüm Masada Üretilir
...
Yalova Valisi Ahmet Hamdi Usta’nın Soğucak köyü kahvesinde vatandaşlarla bir araya gelerek "Bizim anlayışımızda makam; millete yakın olmak, sahada olmak, vatandaşın sesine kulak vermektir" şeklindeki açıklaması, son yıllarda mülki idarenin değişen temsil biçimini yansıtan önemli bir örnek olarak değerlendirilebilir.
Vali Usta’nın bu yaklaşımı sadece söylemden ibaret değilse,
yönetim pratiğinin bir paradigması ise oldukça değerlidir. Vali beyin yönetim
anlayışının en gerçek tanıkları kuşkusuz görev yaptığı yerlerde yaşayanlardır.
Türkiye'de uzun yıllar boyunca devletin vatandaşla ilişkisi
büyük ölçüde kurumsal mesafe üzerinden şekillendi. Bugün ise bunun yerini daha
görünür, daha temas odaklı ve daha erişilebilir bir yönetim anlayışı alıyor.
Vali ve kaymakamların köylerde, mahallelerde, esnaf ziyaretlerinde, gençlik
buluşmalarında ve sosyal etkinliklerde daha sık görünmesi bu dönüşümün bir
parçasıdır.
Ancak burada kritik bir soru ortaya çıkıyor: Sahada olmak
tek başına iyi yönetim anlamına gelir mi?
Mülki idare geleneğinde bir dönem valiler için kullanılan
"alan adamı" ve "salon adamı" ayrımı aslında bugünün
tartışmasını anlamak açısından önemli ipuçları taşır. İlk bakışta alan adamı
övgü, salon adamı ise eleştiri gibi algılanır. Oysa devlet yönetimi açısından
belirleyici unsur bu kadar basit değildir.
Çünkü sorunların önemli bir bölümü sahada görülür; fakat
çözümleri çoğu zaman masa başında üretilir.
Bir köy yolunun eksikliği, bir okulun ihtiyacı, bir
mahallenin güvenlik sorunu ya da bir çiftçinin talebi sahada tespit edilir.
Ancak bütçe planlaması, kurumlar arası koordinasyon, mevzuat süreçleri, kaynak
yönetimi ve stratejik kararlar masa başında yürütülür. Devletin çözüm üretme
kapasitesi yalnızca vatandaşla kurduğu temasın gücüne değil, bu temaslardan
elde ettiği veriyi kurumsal mekanizmalara ne kadar aktarabildiğine bağlıdır.
Bu nedenle iyi yönetici yalnızca sahada görünen değil,
sahada gördüğünü yönetsel çıktıya dönüştürebilen kişidir.
Son yıllarda sosyal medyanın da etkisiyle kamu
yöneticilerinin sahadaki görünürlüğü ciddi biçimde arttı. Sosyal medyada bazı
valilerin vatandaşla diyaloglarında, ben makamda oturmayı sevmiyorum, sizlerle
görüşmek benim için daha önemli dediklerini duyuyoruz. Makamda sadece
oturuluyorsa, makam oturma yeri olarak görülüyorsa tabii ki sokakta olmak daha
iyidir. Artık sahada olmayan vali ya da
kaymakam neredeyse yok gibidir. Bu nedenle günümüzde asıl ayırt edici unsur sahada
bulunmak değil, sahada nasıl bulunulduğudur.
Saha bazen bir fotoğraf karesi üretir, bazen de gerçek bir
kamu politikası üretir. Aradaki farkı belirleyen şey ise ziyaretin kendisi
değil, ziyaret sonrasında kurulan yönetim mekanizmasıdır. Bu nedenle de tek
başına sahada olmak üzerine güzellemeler yapmak lafı güzaftır.
Bu noktada rahmetli Vali Recep Yazıcıoğlu örneği hâlâ
önemini koruyor. Yazıcıoğlu'nun sahadaki etkisi yalnızca halkın arasına
girmesinden kaynaklanmıyordu. Onu farklı kılan nokta, toplumun tüm kesimlerine
eşit mesafede yaklaşabilmesi ve sahada elde ettiği gözlemleri karar süreçlerine
taşıyabilmesiydi. O günün siyasi kavramıyla söyleyecek olursak, sağcısı,
solcusu, köylüsü, kentlisinden birini, bir bölümünü daha önemsediği,
diğerlerinden farklı gördüğü gibi bir görüntüyü ortaya koymamasıydı.
Gerçek saha yöneticiliği belirli toplumsal gruplarla sürekli
görünmek değil, toplumun tamamını görebilmektir. Bir kesime gösterilen ilginin
diğer kesimlerde dışlanmışlık hissi oluşturmaması gerekir. Devletin temsil
ettiği kapsayıcılık ilkesi bunu zorunlu kılar. Amma velakin bunun sahaya
yansımadığına dair örnekler az değildir.
Çünkü devlet açısından üzerinde durulması gereken nokta
yalnızca vatandaşa yakın olmak değildir. Asıl önemlisi, vatandaşla
yakınlaşırken tarafsızlığı koruyabilmek; sahada duyulan sesi masada çözüme
dönüştürebilmektir.
Sonuçta iyi yönetim ne yalnızca salonlarda ne de yalnızca
sahada ortaya çıkar. Güçlü kamu yönetimi, sahanın bilgisini masanın aklıyla
buluşturabilen yöneticilerin eseridir. Devletin gerçek kapasitesi de tam olarak
burada görünür hâle gelir.

YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.