Makam Koltuğu Bir Mobilya Değildir
...
Devlet yönetiminde bazen günlerce anlatılan bir proje değil, tek bir fotoğraf karesi gündem olur. Kamu yönetiminde temsil, çoğu zaman yapılan hizmet kadar görünen görüntüyle de ölçülür. O karede önemli olan kimin koltuğa oturduğu değil; devlet ciddiyetini hangi görüntünün daha güçlü temsil ettiğidir.
Erzurum’un Olur İlçesi Kaymakamı Semanur Kalkan, göreve yeni
başlayan İlçe Jandarma Komutanı Teğmen Seyfettin Doğukan Gülsoy’u ziyaretinde
komutanın masasındaki makam koltuğuna oturdu ve eleştirilere neden oldu.
Bu ziyaret sosyal medya hesabından paylaşılmamış olsaydı,
büyük ihtimalle kamuoyunda hiçbir tartışma yaşanmayacaktı. Bir kez daha görüldü
ki mülki idare amirlerinin en büyük denetçisi artık sosyal medyanın kendisi.
Son yıllardaki örnekler gösteriyor ki mülki idare, sosyal
medya paylaşımlarından çektiğini belki de hiçbir konudan çekmedi. Artık mesele
kimin kimi ziyaret ettiği değil; devlet adına hangi fotoğrafın paylaşıldığıdır.
Bu nedenle kurumsal hesaplar, ziyaret fotoğraflarından çok kamu hizmetlerini,
projeleri ve vatandaş odaklı çalışmaları öne çıkartsalar daha yerinde olur.
Öte yandan bu olay, tek bir fotoğraf karesinden hareketle
"doğru-yanlış" hükmü verilebilecek kadar basit değil. Mülki idare
teamülleri, temsil makamı, protokol kültürü ve toplumsal cinsiyet algısı
birlikte değerlendirilmelidir.
Birçok resmî ziyarette ev sahibi, protokol gereği,
"Buyurun Sayın Kaymakamım." diyerek kendi makam koltuğunu en üst
mülki amire teklif edebilmektedir. Özellikle kaymakamın ilçedeki en üst devlet
temsilcisi olması nedeniyle bu uygulama zaman zaman görülmektedir. Böyle bir
durumda ortaya çıkan görüntüyü protokol ihlali olarak değerlendirmek doğru
olmayacaktır.
İlçede devlet hiyerarşisinin zirvesinde Kaymakam bulunur.
İlçe Jandarma Komutanı ise kaymakamın genel idaresi ve denetimi altında görev
yapan güvenlik amirlerinden biridir. Bu nedenle hiyerarşik üstünlük
Kaymakamdadır.
Ancak hiyerarşik üstünlük ile makam sembollerinin kullanımı
da aynı şey değildir.
Devlet geleneğinde her makamın kendine ait bir temsil alanı
vardır ve makam koltuğu bir mobilya değildir. Hangi makamda olursa olsun, o
koltuk oturan kişiyi değil, temsil ettiği makamı simgeler. Bu nedenle
tartışmamız gereken, bir sandalyenin kime ait olduğu değil, devlet
sembollerinin nasıl korunacağı tartışması olmalıdır.
Kaymakamın jandarma komutanının makam koltuğunda oturması,
hukuken bir sorun oluşturmasa da temsil estetiği açısından farklı yorumlara
neden olabilir. Bu nedenle birçok deneyimli mülki idare amiri, böyle
görüntülerden özellikle kaçınmayı tercih eder.
Kanaatimce burada hukuki veya idari bir sorun aramak doğru
değildir. Ancak temsil makamında bulunan kamu yöneticilerinin, yanlış
anlaşılabilecek görüntülerden özellikle kaçınması daha isabetlidir. Devlet
yönetiminde bazen haklı olmak yetmez; haklı görünmek de gerekir. Temsil makamı
bunu zorunlu kılar.
Öte yandan, bir kamu görevlisi, kadın veya erkek olmasına
göre değil, yaptığı davranış üzerinden değerlendirilmelidir.
Eğer aynı fotoğrafı bir erkek kaymakam için de aynı ölçüde
eleştiriyorsanız, bu tutarlı bir yaklaşımdır. Fakat yalnızca kadın olduğu için
aynı davranışı daha ağır biçimde eleştiriyorsanız, bu çifte standarttır. Sosyal
medya eleştirilerinin bu olay özelinde önemli ölçüde bu eksende yapıldığı
görülüyor.
Bu olaydan çıkarılacak temel ders bence şudur:
Makam koltukları devlet temsilinin sembolleridir. Bu nedenle
kamu yöneticilerinin yanlış anlaşılabilecek fotoğraf karelerinden kaçınması,
temsil gücünü koruması açısından isabetlidir.
Bununla birlikte, olayın nasıl geliştiği bilinmeden yalnızca
tek bir fotoğraf üzerinden kesin yargıya varmak doğru değildir. Kaymakamın
koltuğa ev sahibinin davetiyle, belki de ısrarıyla, oturmuş olması da
mümkündür. Ayrıca eleştiriler, davranışa yönelik olmalı; kişinin kadın olması
üzerinden farklı bir standarda dönüşmemelidir.
Bu olay üzerinden yapılan sosyal medya yorumlarına
bakıldığında, değerlendirmelerin önemli bir bölümünün protokol bilgisinden çok
kişisel kanaatlere dayandığı görülüyor. Oysa kamu protokolü, yalnızca
sezgilerle değil; teamüller, uygulamalar ve akademik çalışmalarla şekillenmiş
bir alandır.
Kamu protokolü üzerine yazılmış eserler incelendiğinde,
makam koltuğunun gelişigüzel kullanılmaması gerektiği vurgulanır. Hatta
protokole ilişkin akademik kaynaklara göre, bir makam koltuğuna yalnızca o
makamı atama yetkisine sahip amirin oturmasının teklif edilmesi doğru kabul
edilir. Bunun dışındaki uygulamalar ise tamamen nezaket çerçevesinde
değerlendirilse bile temsil bakımından tartışmaya açık kalmaktadır.
Belki de asıl kaçırdığımız, üzerinde durmamız ve tartışmamız
gereken, bir kaymakamın o koltuğa oturup oturmaması değildir. Tartışılması
gereken esas konu, kamu yöneticilerinin sosyal medyada paylaşacakları her
fotoğrafın artık devlet adına verilen bir temsil sınavına dönüşmüş olmasıdır.
Devleti yönetenler bazen attıkları imzayla değil, paylaştıkları tek bir kareyle
de kamuoyu oluştururlar. Dijital çağda temsil yalnızca makam odasında değil,
ekranlarda da yapılmaktadır.

YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.