Kaymakamlara Mesai Uyarısı: Herkes Önce Kendi Yetkisini Bilsin!

...

Devletin ilçedeki temsilcisine mesai uyarısı yapmak kolaydır. Zor olan, o uyarının hangi yetkiye, hangi somut olaya ve hangi sorumluluğa dayandığını açıklamaktır. Sivas’ta yaşanan tartışma, kamu yönetiminde makamların sınırını yeniden gündeme getirdi.

Devlet yönetimi, herkesin herkese talimat verdiği bir alan değildir. Her makamın bir yetkisi, her yetkinin bir sınırı, her eleştirinin de bir dayanağı olmalıdır. Bu sınırlar unutulduğunda kamu hizmetini konuşmak yerine makamların birbirine karşı konumu tartışılmaya başlanır.

Sivas İl Genel Meclisi Başkanı Mehmet Şarkışla’nın kaymakamlara yönelik mesai uyarısı tam da bu nedenle üzerinde durulmayı hak ediyor.

Önce açık konuşalım: Kaymakamlar eleştirilemez değildir. Kamu görevini aksatan, vatandaşın sorunlarına duyarsız kalan veya mesai disiplinine uymayan bir yönetici varsa elbette sorgulanmalıdır. Devlet makamı, kimsenin kişisel konfor alanı değildir.

Kaymakamın amiri kim?

Kaymakam, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu çerçevesinde ilçenin genel idaresinden sorumludur. İl Genel Meclisi Başkanı ise il özel idaresinin karar organının başkanıdır. Bu iki makamın görev alanları aynı değildir.

İl Genel Meclisi Başkanı kaymakamları eleştirebilir. Ancak eleştirinin hangi somut gerekçeye dayandığı ve hangi çerçevede dile getirildiği önem taşır.

Şarkışla’nın uyarısı belirli bir aksaklığa mı dayanıyor? Mesaiye uymadığı tespit edilen bir kaymakam mı var? Vatandaşın hizmet almasını engelleyen somut bir sorun mu yaşandı? Yoksa bütün kaymakamlara yönelik genel bir hatırlatma mı yapıldı?

Bu soruların cevabı bilinmeden açıklamayı haklı bir idari tespit olarak nitelendirmek mümkün değildir. Kamu yönetiminde eleştiri, somut bilgiye dayandığında anlam kazanır. Aksi hâlde çözüm üretmek yerine tartışma üretir.

Devletin mesaisi saatle mi ölçülür?

Kaymakamın görevini mesai saatlerine uygun biçimde yürütmesi elbette esastır. Fakat mülki idare amirliğini yalnızca mesai saatlerine indirgemek, bu görevin niteliğini eksik değerlendirmektir.

Köydeki sorunu takip etmek, vatandaşın kapısını çalmak, gece yaşanan bir olayda sahaya inmek de bu görevin parçasıdır. Önemli olan yalnızca makamda bulunmak değil, görevin gereğini yerine getirmektir.

Makamın itibarı, sınırını bilmekle korunur

Sivas’taki tartışmanın odağı, makamları karşı karşıya getirmek değil, varsa aksaklığı ortaya koymak olmalıdır. Somut bir sorun bulunuyorsa ilgili idari mekanizmalar işletilmelidir. Sorun yoksa genel bir uyarının bütün kaymakamları zan altında bırakacak biçimde yorumlanmasından kaçınılmalıdır.

Devlet geleneği, kimsenin kimseyi eleştiremediği bir suskunluk düzeni değildir. Ancak herkesin kendi yetkisini bilmesini gerektiren bir sorumluluk düzenidir.

Herkes kamu hizmetini sorgulayabilir. Fakat kamu hizmetini sorgulamakla idari hiyerarşi kurmak aynı şey değildir. Devlet ciddiyeti de tam olarak bu ayrımın korunmasıyla başlar.

Burada kaymakamlardan beklenen, kamuoyu önündeki her eleştiriye aynı zeminde ve aynı üslupla karşılık vermeleri değildir. Bir mülki idare amirinin mesleki vakarı, her tartışmaya girerek değil, görevini ve sorumluluğunu yerine getirerek ortaya çıkar. Ancak bu vakar, haksız veya dayanaksız eleştiriler karşısında sessiz kalma zorunluluğu olarak da yorumlanmamalıdır.

Nitekim deneyimli bir kaymakamın, tam da Sivas İl Genel Meclisi Başkanı’nın bu eleştirisinin konuşulduğu ortamda yaptığı şu paylaşım, hem eleştiriye çok naif bir tarzda cevap olmuş, hem tartışmanın özüne bir ufuk vermiştir.

“Kaymakamlık mesleğini düşünen genç kardeşlerime önemli bir hatırlatma; kaymakamlık sabah 8’de başlayıp akşam 5’te sonlandıracağınız bir kamu görevi değildir.”

Kaymakamlık, yalnızca mesai çizelgesine sığdırılabilecek bir memuriyet değil; gerektiğinde günün her saatinde sorumluluk üstlenmeyi gerektiren bir kamu görevidir. Bu sözler, kaymakamların mesai disiplininden muaf olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, görevin kapsamının saatlerle sınırlı olmadığını hatırlatır.

Yerel siyasetin eleştirisi de mülki idarenin sorumluluğu da aynı noktada buluşmalıdır: Kamu hizmetinin niteliğinde.

Çünkü devletin itibarı, makam sahiplerinin birbirine söz yetiştirmesiyle değil, herkesin kendi sorumluluğunu bilmesi ve vatandaşın işini zamanında, eksiksiz yapmasıyla korunur. Bu nedenle de yerel siyasetçilerin kamuoyu önünde valinin başkanlık ettiği bir toplantıda, kamuya açık şekilde kaymakamları hedef alması en hafifinden “lafügüzaf”tır.

Etiketler :
Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
0 Yorum